Maraş’ta takvimler 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde, zaman bir yara gibi açıldı.
Saatler, acının orta yerinde durdu… 04:17
Ve o an, saatler birer mezar taşına dönüştü.
Gecenin en karanlık yerinde, söz birliği etmişçesine hepsi sustu…
Ve şehir nefesini tuttu, umutlar enkazın altında soluksuz kaldı.
Bir kentin kalbi, karanlıkta yankılanan çığlıklarla atmaya başladı.
Uyuyan bedenler uyanmadan sarsıldı, duvarlar derin bir feryatla yırtıldı.
Umutlar, o enkazın soğuk gri tonlarında nefessiz kaldı.
Ve gökyüzü, şehrin üzerine bembeyaz bir kefen gibi serildi…
O sabah, güneş doğmadı.
Takvim yaprakları duvarlarda asılı kaldı,
Sokaklara sessiz bir yas sindi,
Soğuk hava, yıkıntılar arasında yankılanan sessizlikle kesişti.
Saatler durmuştu… Ama zaman tükenmemişti.
Saatler 13:24’ü gösterdiğinde, Elbistan bir kez daha sarsıldı.
Zaman yeniden yarıldı, hayat bir kez daha durdu.
Soğuktan donan göz pınarları, çaresizliğin ve kaybın ağırlığıyla bir kez daha coştu.
Umutlar, hayaller, sıcak bir nefesle kurulan düşler…
Hepsi bir kez daha o soğuk betonun altında kaldı.
Ve o günden sonra, Maraş hep aynı saatte yaşamaya devam etti: 04:17
Çünkü o saatlerde bir şehir sustu,
Bir ülke yas tuttu,
Ve insanlık, enkazın arasından haykırdı: “Buradayız…”
Ve şehirler sustu…
Umutlar enkazın altında, karanlıkta kaldı…
Hatay sustu…
Adıyaman sustu…
Antep sustu…
Malatya sustu…
Diyarbakır sustu…
Elâzığ sustu…
Osmaniye sustu…
Kilis sustu…
Şanlıurfa sustu…
Adana sustu…
Ve yüreklerde zaman durdu…
Ama umut, karanlığın derinliklerinde kıvranırken…
Canların feryadı enkazın altında yankılanırken…
Türkiye, bir yürek oldu.
Birlik oldu.
Kışın tüm meşakkatine rağmen,
Yolların kapanmasına, ayazın iliklere işlemesine aldırmadan…
İmdat oldu, yardım oldu, veren el oldu.
Bir cana dokunabilmek, bir umudu yaşatabilmek için…
Koştu… Koştu…
Ve o an, Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca kalp aynı acıyla attı.
İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den, Trabzon’dan, Van’dan, Edirne’den, Mardin’den…
Her şehirde, her mahallede, her sokakta aynı keder yankılandı.
Gözyaşları birleşti, dualar gökyüzüne yükseldi.
Ve yollar, hiç tanışmayan insanların omuz omuza yürüdüğü birer umut köprüsü oldu.
Kimisi eline ne geçtiyse topladı, kimisi saatlerce kuyruklarda bekledi…
Bir parça ekmeği, bir damla suyu, bir battaniyeyi, bir bebeğin üşümemesi için…
Tırlarla, kamyonlarla, torbalarla, yürekleriyle yola çıktılar.
Evlerinde sıcak çorba kaynatanlar, dükkanlarını açanlar, kumbaralarını kıranlar…
Herkes, her şeyini paylaşmaya hazırdı.
Çünkü o gün, herkes o enkazın altındaki bir candı.
Çünkü o gün, Türkiye sadece bir ülke değil, koca bir aileydi.
Enkazın altında kalan her nefes,
Milyonlarca yürekte atmaya devam etti.
Bir el, bir ele uzandı…
Ve insanlık, umudun küllerinden yeniden doğdu.
Dinlemek için:
ACININ FOTOĞRAFLARI…


