Allah’ım İbrahim’in aleyhisselam dili ile çağırdın. Allah’ım İbrahim’in aleyhisselam çağrısını bana duyurarak çağırdın, ben de geldim. Geldim kapına, gidilecek kapının tek sahibine geldim.
Peygamberin Muhammed’in aleyhisselam sünneti üzerine geldim. 1400 yıl önce Efendim Muhammed aleyhisselam ile bana gönderdiğin mesajı aldım ve geldim.
Yüzüm yerde, boynum bükük sana geldim. Affetmeye çağırdın, ben de affına geldim. Tertemiz bir kul olmam için çağırdın, ben de temizlenmeye geldim. Rızan için çağırdın, ben de rızana geldim, kapına geldim, affına geldim. Bu kapıdan beni boş çevirme, beni affetmeden, rızana ermeden gönderme. Allah’ım sen affetmezsen halim nice olur?
Vaadine geldim Allah’ım. Peygamberin Hz. Muhammed’e aleyhisselam ümmetini Arafat’ta temizleyeceğini, anadan doğmuş yapacağını vaat ettin. Bu vaadi senden istiyorum, zira sen vaadinde duransın, Rahman’sın, Rahim’sin.
Arafat vakfesine saatler kaldı. Heyecan zirvede. Büyük buluşmaya an kaldı. Rabbimin huzurunda aczimi, günahlarımı, yaptıklarımı, yapamadıklarımı, her şeyi itiraf edeceğim. Dünyam ve ahretim için isteklerde bulunacağım. Borçlu borçlandığından bir daha borç isteyebilir mi? Ben Rabbimden isteyeceğim. Zira O karşılıksız veriyor.
Ya Rab Senin rızan için Seni ve Resulü’nü seviyorum
29 Aralık 2006 / Mekke-Arafat