Ömer Faruk Müderrisoğlu tarafından kaleme alınan “İslam İnanç Esasları ” adlı eserin ana temalarını, önemli fikirlerini ve temel gerçeklerini özetlemektedir. Kitap, Siyer-i Nebi Yayınları tarafından Ekim 2023’te yayınlanmıştır.
İslam İnanç Esasları: Temel İlkeler ve Sapık Akımlara Karşı Durulması Gereken Hususlar
Bu brifing, “İslam İnanç Esasları” adlı eserden derlenmiştir ve Sahih Ehl-i Sünnet inancının temel prensiplerini, İslam’ın kutsal metinlerinin ve geleneklerinin yorumlanmasında dikkat edilmesi gereken hususları ve modern dönemde ortaya çıkan sapık fikir ve bid’at inançlara karşı duruşu açıklamaktadır. Kitap, İslam inanç sisteminin sağlam temellerini vurgulayarak, inanç bozukluklarından korunmanın ve milli-manevi kimliği muhafaza etmenin önemini ön plana çıkarmaktadır.
- Temel İnanç Esasları (Amentü)
İslam inancının özü, “Amentü” olarak bilinen altı temel esasa dayanmaktadır. Bu esaslardan herhangi birini kabul etmemek, alaya almak veya önemsememek kişiyi imandan çıkarır.
- Allah Teâlâ’ya İman: Evrenin yoktan var edicisi olan, zatında ve sıfatlarında benzersiz, eşsiz ve hiçbir şeye muhtaç olmayan tek yaratıcının Allah olduğuna inanmak esastır. Allah’ın sıfatları (Hayat, İlim, Semi’, Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin, Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kıyam bi nefsihi, Muhâlefetun li’l-Havâdis) ezelî ve ebedî olup, yaratılmışların sıfatlarına benzemez. Hiçbir şey O’nu aciz kılamaz ve O’nun ilminde artma veya eksilme söz konusu değildir. “O’nun için bir şeyi sonradan öğrenmesi diye bir şey düşünülemez.”
- Meleklere İman: Melekler, nurdan yaratılmış, erkeklik ve dişilik özellikleri olmayan, yemek yemeyen, içmeyen, uyumayan ve yorulmayan varlıklardır. Allah’ın emirlerine eksiksiz itaat ederler ve isyan etme özelliklerine sahip değillerdir. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail, Münker ve Nekir, Kiramen Kâtibin gibi belirli meleklerin görevleri belirtilmiştir.
- Kitaplara İman: Kur’ân-ı Kerîm, Allah’ın kelamıdır, yaratılmış (mahlûk) değildir ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’e indirilmiştir. Kur’an’ın ayetleri fazilet ve yücelikte eşittir, ancak bazı ayetler içeriği sebebiyle daha faziletli olabilir (örneğin Ayetü’l-Kürsi). Müslümanlar, Kur’an’dan önce indirilen Tevrat, İncil ve Zebur gibi ilahi kitaplara da inanır, ancak onların bozulmuş olduğunu ve Kur’an’ın diğer tüm kitapların hükmünü neshettiğini kabul eder. “Kur’ân-ı Kerîm, geçmiş ilahî kitapların bozulmamış hâliyle de olsa hepsini amelî açıdan hükümsüz kılmıştır.”
- Peygamberlere İman: Allah Teâlâ, insanlara doğru yolu göstermek için peygamberler göndermiştir. İlk peygamber Âdem (a.s.), son ve en üstün peygamber ise Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Peygamberler, Sıdk (doğruluk), Emânet (güvenilirlik), Fetânet (üstün akıl), İsmet (günahsızlık) ve Tebliğ (ilahî mesajı ulaştırma) gibi beş temel özellikle vasıflandırılırlar. Onlardan sadır olan “zelle”ler günah değildir, peygamberlere özel bir durumdur. Peygamberlerin mucizelerini kabul etmek imanın şartlarındandır. Mirac hadisesinin Hz. Peygamber’in uyanıkken bedeniyle gerçekleştiğine inanmak haktır.
- Ahirete İman: Dünya hayatından sonra ebedî olan ahiret hayatının, hesap gününün, mizan (amel tartısı)ın, cennet ve cehennemin varlığına inanmak zorunludur. Cennet ve cehennem şu an yaratılmış olup ebediyen yok olmayacaktır. Mü’minler cennette Allah Teâlâ’yı bedenen göreceklerdir. Kabir azabı ve nimetleri, ölümden sonra diriliş ve amellerin kısası da ahiret inancının önemli unsurlarıdır.
- Kadere İman: Hayır ve şerrin Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla meydana geldiğine inanmak esastır. Kulun iradesiyle dilediği şeylerin Allah tarafından yaratılması “kader”dir. “Hayrın ve şerrin takdirinin başkası tarafından olduğunu iddia eden kâfir olup; tevhid inancı da bâtıldır.” Allah hiçbir kulunu imana veya inkara zorlamamıştır; kul kendi hür iradesiyle kazanır.
- İslam ve Milli Güvenlik İlişkisi
Kitap, imanın ve maneviyatın bir milletin milli güvenliğini sağlayan başlıca kuvvet olduğunu vurgular. İnsanları birbirine bağlayan temel bağın “inanç ve maneviyat bağı” olduğu belirtilir. Batı’dan gelen ve İslam’a karşı yürütülen “modern hurafeler” ve “yeni düşünce tarzları”nın milli ve manevi kimliği tahrip etmeye çalıştığına dikkat çekilir. “EHL-İ SÜNNET İNANÇ ESASLARI millî güvenliğimizin manevi zorunlu esasıdır.” Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, İslam’ın kendisi olarak tanımlanır ve Müslümanların büyük çoğunluğunun bu yolu takip ettiği belirtilir. Şia, Selefi, Vahhabi, Modernist, Rasyonalist gibi akımların Müslümanların düşünce dünyasına ve hayatına hançer saplamaya çalıştığı ifade edilir.
- Amel ve İman İlişkisi
Ehl-i Sünnet inancına göre amel, imanın geçerli olması için zorunlu bir şart değildir. Büyük günah işlemek, haramın haramlığını kabul ettikçe kişiyi imandan çıkarmaz; sadece günahkâr yapar. Mü’min günah işlese de “fasıktır ama yine de hakikaten mü’mindir; kâfir değildir.” İslam’dan çıkmış Hariciler’in günah işleyeni kafir kabul ettiği ve günümüzde bu görüşü savunanların Haricilerin takipçileri olduğu vurgulanır. Şirk ve inkâr dışında işlenen günahlar, kişi tövbe etmese bile Allah dilerse affedebilir ve günahkâr mü’minler cehennemde ebedi kalmayacaktır.
- Yöneticiye İtaat ve İslam’da Devlet Anlayışı
Kitap, Müslüman bir devlet başkanının mü’min olmasının zorunlu olduğunu, ancak günah işlememesinin şart olmadığını belirtir. Zulmetse bile Müslüman bir idareciye karşı isyan başlatmanın dalalet olduğu, bunun yerine nasihat yolunun tercih edilmesi gerektiği vurgulanır. “Ehl-i sünnet inancımızda devlet adamlarımız bize zulmetseler bile onlara isyan etmek, halkı onlara karşı tahrik etmek ve beddualar etmek câiz değildir.” Cuma ve bayram namazlarının, itikadında sapıklık olmayan devlet tarafından tayin edilen imama uyularak kılınması gerektiği belirtilir.
- Sahabe ve Ehli Beyt
Dört Halife (Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) sırasıyla insanlığın en faziletlileri olarak kabul edilir. Onlara düşmanlık beslemek veya onları eleştirmek bid’at ve dalalet fırkalarının işidir. Hz. Aişe validemizin, Rafızilerin (Şia) iftiralarından temiz olduğu ve ona iftira edenin sapık olduğu açıkça ifade edilir. Tüm sahabeler adil şahsiyetlerdir ve Kur’an ile Sünnet’i bizlere ulaştıran en hayırlı topluluktur. Onları sevmek imanın alameti, onlara buğzetmek ise nifakın alametidir.
- Sapık Fikirler ve Bid’at İnançlar
Kitap, özellikle günümüzde yaygınlaşan bazı sapık fikirleri ve bid’at inançları sert bir dille eleştirir:
- Haricilik ve Tekfircilik: Amelî günahlar sebebiyle mü’minlere müşrik veya kafir diyenler sapık fırkalardır. DEAŞ bu sapıklığın en bariz örneğidir. Müslüman beldeleri “darü’l-harp” (savaş yurdu) ilan etmek ve bu doğrultuda Müslümanlara karşı şiddet uygulamak hariciliğin bir tezahürüdür.
- Sünnet Karşıtlığı ve Kur’an Yeterlilikçiliği: “Kur’ân bize yeter” diyerek Sünnet-i Seniyye’yi, icma-ı ümmeti ve kıyas-ı fukahayı reddetmek büyük bir sapıklıktır. Meal okuyarak din öğrenmeye kalkışmak, “Peygambersiz din uydurmak isteyenlerin projesidir.”
- Karamet İnkârı ve Tarikat Düşmanlığı: Velilerin kerametlerini kabul etmemek ve hak tarikata bağlı mü’minleri müşrik veya sapık olarak nitelendirmek dalalettir. Evliyaların kerametleri haktır ve vardır.
- Dinler Arası Diyalog: Hak din İslam ile tahrif olmuş veya batıl dinler arasında “diyalog” veya “ortak esaslar” iddiasıyla hoşgörü ortamı tesis etmeye çalışmak, Vatikan’ın Müslüman coğrafyalarını Hristiyanlaştırma misyonuna hizmet eden “asrın en büyük fitnesi”dir.
- Kıyamet Alametlerini İnkâr: Deccal’in çıkması, İsa (a.s.)’nın gökten inmesi, Yecüc ve Mecüc’ün zuhuru ve Güneş’in batıdan doğması gibi mütevatir hadislerle sabit olan kıyamet alametlerini inkâr etmek kişiyi imandan uzaklaştırır.
- Reenkarnasyon (Tenasüh): Ölen kişinin ruhunun başka bir bedene geçip tekrar dünya hayatına devam edeceğine inanmak kesinlikle küfürdür.
- İslam’ın Hayata Müdahalesini İnkar: Dinin sadece namaz, oruç gibi ibadetlerle sınırlı olduğu, dünyevi işlere karışmayacağı inancı küfürdür. “Din, kulların dünya ve âhiret saadeti için indirilmiş ilahî hükümler bütünüdür.”
- Şeytanın Varlığını İnkâr: Şeytanın varlığını kabul etmemek küfürdür.
- Önemli Ek Hususlar
- Rüya ve İlham: Nebilerin rüyası ve ilhamları ümmet için delil iken, diğer kişilerin sadık rüyaları veya ilhamları dini bir hükmün kaynağı veya delili değildir. “İlham, dinî bir meselenin ve hükmün varlığına veya yokluğuna delâlet eden bir delil kesinlikle değildir.”
- Teberrük ve Tevessül: Salih kişilerin eşyalarıyla teberrük (bereket ummak) veya tevessül (aracı kılmak) caizdir; bunu şirk olarak adlandırmak sapıkların işidir.
- Nesh: Kur’an’da bazı ayetlerin diğerlerini neshettiği (hükmünü kaldırdığı) gerçeği sabittir. Neshin varlığını inkâr etmek dalalettir ve Yahudi fitnesine alet olmaktır.
- Peygamberin Helal ve Haram Kılma Yetkisi: Hz. Peygamber’in helal ve haram kılma yetkisi olduğunu inkâr etmek küfürdür.
- Arapça İbadetler: Ezân ve namaz gibi ibadetlerin Arapça’dan başka dillerde olmasını savunmak, İslam şiarlarına düşmanlık edenlerin işidir.
- Kahirlerin Cennetlik Olduğuna İnanmak: Yahudi, Hristiyan veya batıl din mensuplarının cennetlik olduğuna inanmak küfürdür.
- Gaibi Bilmek: Gaibi bilmek sadece Allah’a ait bir özelliktir. Kahinleri tasdik etmek küfürdür.
- Aklın Rolü: Akıl, bazı şeylerin faydasını ve zararını anlamaya yarayan bir araçtır, ancak dini emir ve yasakları zorunlu kılan akıl değil, şer’î delillerdir.
- Devlet Başkanının Zorunluluğu: Müslümanlar için şer’î hükümleri uygulayacak, vatanı koruyacak, adaleti tesis edecek ve dini vecibeleri yerine getirecek güçlü bir devlet adamının varlığı dinen zorunludur.
“İslam İnanç Esasları” kitabının temel mesajlarını özetleyerek, okuyucuya Ehl-i Sünnet inancının sağlam prensiplerini ve sapık akımlara karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini sunmaktadır.

